Akademik Pozisyonlar

  • Günümüz2011

    Profesör

    Adnan Menderes Üniversitesi

  • 20112007

    Doçent

    Adnan Menderes Üniversitesi

  • 20072000

    Yardımcı Doçent

    Adnan Menderes Üniversitesi

  • 20001993

    Araştırma Görevlisi

    Adnan Menderes Üniversitesi

  • 19931991

    Öğretmen

    Özel Dershaneler Felsefe Grubu

  • 19911982

    Öğretmen

    MEB Felsefe Grubu

Eğitim Özgeçmişi

  • Ph.D1997

    Kurumlar Sosyolojisi Doktora

    Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

  • M.B.A.1990

    Kurumlar Sosyolojisi Yüksek Lisans

    Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

  • B.A.1982

    Sosyoloji Bölümü Lisans

    Hacettepe Üniversitesi, Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi

  • 1976

    Niğde Öğretmen Lisesi

Onur ve Ödüller

  • 2013
    Türkiye Sosyal Bilimler Akademisi (TÜBA), Ders Kitapları Çeviri Ödülü
    image
    Sosyolojide Perspektifler, Cuff vd., Say Yayınları
  • 2011
    Türkiye Sosyal Bilimler Akademisi (TÜBA), Ders Kitapları Çeviri Ödülü
    image
    2011 Yılı Üniversite Ders Kitapları Telif ve Çeviri Eser Ödülleri, Sosyolojik Teorinin Oluşumu, J. H. Turner, L. Beeghley, C. H. Powers
  • 2009
    Türkiye Sosyal Bilimler Akademisi (TÜBA), Ders Kitapları Çeviri Ödülü (Mansiyon)
    image
    2009 Yılı Üniversite Ders Kitapları Telif ve Çeviri Eser Ödülleri, Kayda Değer Eser Ödülü (Mansiyon), Sosyal Teoriye Giriş, Derek Layder

Telif Kitaplar

  • 2011

    Sosyoloji ve Sosyal Teori Yazıları

    Ümit Tatlıcan, Sentez Yayınları

  • 2007

    Ocak ve Zanaat: Pierre Bourdieu Derlemesi

    Derleyenler: Güney Çeğin, Emrah Göker, Âlim Arlı, Ümit Tatlıcan, İletişim Yayınları, 2. Baskı 2010, 3. Baskı 2014)

  • 2003

    Adnan Menderes Üniversitesi Öğrencilerinin Sosyo-Demografik Profili ve Psiko-Sosyal Sorunları

    Harlak, H, Ü. Tatlıcan, Neslihan Pirimoğlu, Çiğdem Dereboy, Ferhan Dereboy, Halil Mutioğlu, Deniz Ofset, Aydın

  • Durkheim

    Say Yayınları: Fikir Mimarları Dizisi (Hazırlanıyor)

Çeviri Kitaplar

  • 2016

    Toplumsal Cinsiyet ve Bilgi

    Susan J. Hekman

    Çev. Bekir Balkız & Ümit Tatlıcan, Say Yayınları

  • 2016

    Eğitim Araştırmasında Temel Fikirler ve Kavramlar

    David Scott, Marlene Morrison

    Çeviri. Ümit Tatlıcan, Sentez Yayınları

  • 2016

    Bilim ve Teknoloji Araştrmaları: Temeller

    Sergio Sismondo

    Çeviri: Serkan Sayğan & Ümit Tatlıcan, Epos Yayınları

  • 2016

    Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri

    Daron Acemoğlu, James A. Robinson

    Çeviri: Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Bağlam Yayıncılık

  • 2015

    Sosyal Bilimler Tarihi ve Felsefesi

    Gordon Scott, Küre Yayınları (Çeviren: Ümit Tatlıcan, Hasan Kösebalaban)

  • 2015

    Sosyolojide Dört Ana Gelenek

    Randall Collins, Sentez Yayınları

  • 2015

    Klâsik Sosyolojik Teori: Sosyolojinin Yeniden Vaadi

    Gleen A. Goodwin, Joseph A. Scimecca (Yayına Hazırlayan: Ümit Tatlıcan)

  • 2014

    Etnometodolojide Araştırmalar

    Harold Garfinkel, Heretik Yayınları

  • 2013

    Sosyolojinin Felsefî Kökenleri

    Ted Benton, Küre Yayınları, Kasım 2013

  • 2013

    Günümüzde Sosyal Teori

    ed. A. Giddens, J. H. Turner, Say Yayınları, Eylül 2013

  • 2013

    Sosyolojide Perspektifler

    Cuff, Sharrock, Francis, Say Yayınları, Şubat 2013 (2. Baskı, 2015)

  • 2012

    Feminist Epistemolojilere Giriş

    Alessendra Tanesini, çev. Gülhan Demiriz, Berivan Binay, Ümit Tatlıcan, Sentez Yayınları, Eylül 2012

  • 2011

    Tıbbi Güç ve Toplumsal Bilgi

    Bryan S. Turner, Sentez Yayıncılık, 2011

  • 2010

    Etnometodoloji

    Alain Coulon, Küre Yayınları, 2010 (2. Baskı, 2015)

  • 2010

    Sosyolojik Teorinin Oluşumu

    Turner, J. H., Beeghley, L., Powers, C. H., Sentez Yayıncılık, 2010 (2. Baskı 2012, 3. Baskı Eylül 2013, 5. Baskı 2016)

  • 2010

    Sosyal Bilimler Felsefesi: Pragmatizme Doğru

    Patrick Baert, Küre Yayınları, 2010 (İkinci Baskı, Ekim 2013)

  • 2010

    Modernite ve Bireysel Kimlik: Geç Modern Çağda Benlik ve Toplum

    Anthony Giddens, Say Yayınları, 2010 (2. Baskı, 2014)

  • 2009

    Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori

    Anthony Giddens, İletişim Yayınları, 2009 (2. Baskı 2010, 3. Baskı 2012, 4. Baskı, Eylül 2013)

  • 2008

    Sosyal Teori ve Sosyoloji: Klâsikler ve Ötesi

    Stephen P. Turner (ed.), (Redaksiyon ve Hazırlayan), Küre Yayınları, 2008, 2. Baskı 2013)

  • 2008

    Sosyal Bilim Felsefesi

    Ted Benton, Ian Craib (B. Binay’la birlikte), Sentez Yayıncılık, 2008 2. Baskı 2012, 3. Baskı 2015)

  • 2007

    Sosyolojide Temel Fikirler

    Martin Slattery, (yayına haz. Gülhan Demiriz’le birlikte), Sentez Yayıncılık, 2007 (8. Baskı Ocak 2016)

  • 2006

    Sosyal Teoriye Giriş

    Derek Layder, Küre Yayınları, 2006 (2. Baskı 2010, 3. Baskı 2012, 4. Baskı Şubat 2014)

  • 2005

    Sosyal Teorinin Temel Problemleri

    Anthony Giddens, Paradigma Yayınları, İstanbul 2005

  • 2003

    Sosyolojik Yöntemin Yeni Kuralları

    Paradigma Yayınları, İstanbul 2003 (Ümit Tatlıcan, Bekir Balkız, 2. Baskı: Sentez Yaytıncılık 2013)

  • 2000

    Tarihsel Materyalizmin Çağdaş Eleştirisi

    Anthony Giddens, Paradigma Yayınları, İstanbul 2000

Çeviri Kitaplar (Devam Edenler/İncelemede Olanlar)

  • Eğitim Araştırmasında Temel Fikirler

    David Scott, Marlene Morrison, Sentez Yayınları

  • Toplumsal Cinsiyet ve Bilgi - Postmodern Bir Feminizmin Öğeleri

    Susan J. Hekman (Çev. Bekir Balkız, Ümit Tatlıcan), Say Yayınları

  • Toplumun İnşası

    Anthony Giddens

Tarihe göre Sırala:
Philosophy, Science, and Everyday Life Thomas Luckmann,
Sosyal Teori ve Sosyolojide İngilizce Metinler
Etnometodoloji Cuff, Sharrock, Francis, 1990
Modern Dönem
Çatışmacı Yaklaşımın Kökenleri Jonathan H. Turner, 1991
Modern Dönem
Etnometodolojik İtiraz Jonathan H. Turner, 1991
Modern Dönem
Karl Marx George Ritzer, 1992
Klasik Dönem
Emile Durkheim George Ritzer, 1992
Klasik Dönem
Georg Simmel George Ritzer, 1992
Klasik Dönem
Bir İşbirliği Olarak Toplum - Fenomenolojik Sosyoloji ve Etnometodoloji Ian Craib, 1992
Modern Dönem
Yapısal Marksizm George Ritzer, 1992
Modern Dönem
Klâsik Sosyolojik Teorinin Mirası Kenneth Tucker, Jr, 1998
Klasik Dönem

Terimler

  • açık sistem (open system) - Eleştirel realist felsefede, birden çok nedensel mekanizmanın etkileşim içinde olduğu (genel) bir ilişkiler durumunu nitelendirmek için kullanılır.
  • açıklayıcı anlama (explanatory understanding) - Eylemle ilgili gerekçeler veya niyetlerin kavranması.
  • açıklayıcı eleştiri (explanatory critique) - Bazı eleştirel realistler tarafından kullanılan bu kavram, bazı toplumsal açıklama biçimleri ile açıklanan olguyla ilişki içinde eleştirel, normatif bir bakış açısının benimsenmesi arasındaki yakın mantıksal ilişkiyi vurgular.
  • açılır menü (drop-down menu) - İnternet sitelerinde yer alan ve üzerine tıklandığı veya fare ile imleci üzerine getirdiğinizde açılan menüler. Açılır menüler özellikle çok sayıda menü öğesi veya kategoriye sahip web sitelerinde tüm bunların çok fazla yer kaplamadan yer almalarını sağlamak amacıyla kullanılır.
  • aktör-ağ teorisi (actor-network theory) - Bilimsel pratiği laboratuvar pratiklerini yakından gözleyerek anlamaya çalışan, bilimsel bilginin inşasına nesneler, araçlar, materyaller vb.nin aktif katılımını vurgulayan bir yaklaşım.
  • alan teorisi (domain theory) - ALAN TEORİSİ veya ‘toplumsal alanlar teorisi’ toplumsal gerçekliğin (toplumun) dört temel alandan (psiko-biyografi,durumsal etkinlik, toplumsal ortamlar ve bağlamsal kaynaklardan) oluştuğunu savunur. Her alan diğerlerine indirgenemeyen, ancak yine de yakından ilişkili ve karşılıklı etkileşim içindeki kendine has özellikler ve karakteristiklere sahiptir. (Layder)
  • anlamlı eylem (meaningful action) - Aktörün bir anlam yüklediği eylem.
  • anlamlı toplumsal eylem (meaningful social action) - Başka bireylere yönelik anlamlı eylem.
  • anlamsal uygunluk (meaning adequacy) - Weber’e göre, bir ‘açıklama’ anlamlı olduğunda, içinde yer aldığı kültürün standartlarına göre rasyonel olduğunda veya inanılır bir hikâye olduğunda uygundur.
  • anlamın bağlama-gönderimli doğası (indexical nature of meaning) - Bu terim çoğu kez bir etkileşim uğrağının veya sözcüğün ve hatta tüm bir konuşmanın anlamının,ortaya çıktığı somut bağlama başvurmadan anlaşılamayacağını anlatır. Örneğin,‘o’, ‘burada’, ‘şurada’ gibi sözcükler sadece neye veya kime işaret ettiklerini bildiğimiz takdirde bir anlam kazanırlar.
  • anomi (anomie) - Emile Durkheim anomi kavramını normsuzluk durumlarını veya toplumsal düzenlemenin yokluğunu anlatmak için kullanır. Bunlar ya toplum genelinde (sanayileşmenin ilk evreleri gibi kargaşaya yol açan geçiş dönemlerinde) ya da toplumun belirli kesimlerinde (örneğin, toplumsal bağların göreli yokluğu nedeniyle) ortaya çıkar. İnsanlar bu tür durumlarda nasıl davranacakları konusunda sağlam kılavuzlardan yoksun oldukları için zihinleri karışıktır ve depresyona girebilirler.
  • ayrılık ve ilişkililik diyalektiği (dialectic of separateness and relatedness) - Toplumsal olarak diğerlerine katılırken bir birey olarak bağımsızlığını sürdürme çabasının yarattığı gerilim. Bu diyalektik toplumsal ve psikolojik gerçekliğin örtüşmesini ifade eder. (Derek Layder)
  • bakış açısı epistemolojisi (standpoint epistemology) - Bazı toplumsal konumların diğer konumlardan dahauygun bilgi biçimleri üretebilecekleri tezi.
  • bağlamsal kaynaklar (contextual resources) - ‘Toplumsal alanlar teorisi’ndeki dört temel alanın en kapsamlısı. O kültürel kaynakların birikimi kadar eşitsiz dağılımını da ifade eder. (Derek Layder)
  • beleşçi yolcu problemi (free-rider problem) - Mancur Olson ‘beleşçi yolcu’ paradoksunu şöyle ifade eder: rasyonel birey, kamusal malların sunulmasıyla ilişkili maliyetlere katkıda bulunmasa da, yine de yola devam edecek ve onları kullanacaktır. Bunlar kamusal mallardır; katkıda bulunsam da bulunmasam da onlar vardır. Ücretsiz binilen bir otobüs varmış gibi, toplumun gönüllü katkılarıyla ilerlemekte olan bu araca binebilirim.
  • bilgililik (knowledgeability) - Aktörlerin kendilerinin ve diğerlerinin eylem koşulları hakkında bildikleri (inandıkları) örtük olduğu kadar sözel olarak da ulaşılabilen bilgi dâhil, eylemin üretimi ve yeniden-üretiminde yararlandıkları her şey.
  • bilim sosyolojisinde güçlü program - İnançların sosyolojik açıklamalarını onlarınvarsayılan doğrulukları veya yanlışlıklarından tamamen bağımsız olarak yapmayaçalışan bir yaklaşım.
  • buluş bağlamı (context of discovery) - Düşünce süreçleri dâhil, yeni bilimsel fikirler veya hipotezlerin yaratılması ve ortaya çıkarılmasıyla ilgili süreçler.
  • bütüncülük (holism) - Toplumsal olguların bireyden ziyade toplumsal bütün aracılığıyla açıklanması.
  • büyük boy teori (grand theory) - Pek çok olguyu kendi referans terimleri içinde açıklamaya çalışan teori. Bu tür teoriler çoğu kez Parsons’ın sosyal sistemler teorisi gibi oldukça soyuttur.
  • davranışçılık (behaviorism) - Doğa bilimlerini model olarak alan ve ‘zihin’ ve ‘benlik’ gibi ‘iç’ zihinsel yetilere veya ‘anlam’ gibi öznel olgulara her tür referanstan kaçınan bir insan davranışı bilimi kurma girişimi. Bu girişim psikolojide Skinner ve Watson, sosyolojide Homans tarafından temsil edilir.
  • dengeleyici döngüler (homeostatic loops) - Sistemin yeniden-üretiminde bir geri-besleme etkisine sahip nedensel faktörler, burada geri-besleme büyük ölçüde niyetlenilmemiş sonuçların ürünüdür. (sistemler teorisi, Giddens)
  • derin ontoloji (depth ontology) - Toplumu daha farklı karakteristikler ve özelliklere sahip ancak sıkıca iç içe geçmiş bir dizi ‘katman’ (veya ‘alan’) olarak anlayan bir görüş. Bu görüş toplumun(söylemsel pratikler’ veya ‘figürasyonlar’ gibi) tek bir temel unsurdan meydana gelen ‘düz’ bir alan olduğu düşüncesine karşıdır. Bu görüş ayrıca, toplumun farklı türde toplumsal gerçeklik alanlarından meydana gelen bir şey olarak anlaşıldığı ‘çok boyutlu ontoloji’ düşüncesiyle de ilişkilidir.
  • diary-focused research - günlük-odaklı araştırma
  • dil oyunları (language games) - Wittgeinstein dili (ve bunun uzantısı olarak kültürü) bir kurallar seti tarafından düzenlenen bir oyun olarak betimler.
  • discrete variable - ayrık değişken
  • dönüştürümsel toplumsal eylem modeli (transformational model of social action) -
  • doğal dil (natural language) - konuşulan, gündelik dil
  • doğrulama bağlamı (context of justification) - Geliştirilen bir fikir, hipotez veya teorinin sınanması ve değerlendirilmesiyle ilgili süreçler.
  • düalizm (dualism) - Dünyayı ikili karşıtlıklar, akıl ve duygu, kültür ve doğa, beden ve zihin gibi karşıtlıklar içinde bölünmüş olarak görme eğilimi.
  • durumsal etkinlik (situated activity) - Durumsal etkinlik katılımcılar arasındaki yüz yüze karşılaşmaları anlatır ve odak merkezi onlar arasındaki özneler-arası (anlamlı) alışverişlerdir. O ilgili aktörlerin kollektif girdilerinden kaynaklanan dinamik ve oluşumsal bir doğaya sahiptir. Durumsal etkinlik toplumsal alanlar teorisindeki dört temel toplumsal gerçeklik alanından biridir.
  • durumsal veya ikincil benlikler (situational or peripheral selves) - Kendimizle ilgili belirli bir izlenim yaratmak ve bu izlenimi sürdürebilmek için belirli insanlar,izleyiciler veya gruplar karşısında sergilediğimiz imajlar ve davranışlar.Kimliklerimizin bu yanları ‘çekirdek’ veya ana bireysel kimliklerimizden daha farklıdır.
  • düzey belirleyici değerleme (summative evaluation) - Programın genel sonuçlarına ve etkisine odaklanır ve değerleyicilerden belirli programlar veya etkinliklerin sürdürülüp sürdürülmemesi ve sürdürülecekse bunun hangi şekillerde yapılması gerektiği konusunda önerilerde bulunmaları beklenir. Düzey belirleyici değerleme formel bir son-noktadır, genellikle daha geniş bir izleyici kitlesine göre yapılandırılır, sonuçlar ve etki vurgulanır ve günümüz ortamlarında giderek daha fazla sonuçların ve etkinin ölçülmesine ayarlıdır.
  • düzey belirleyici değerleme (summative evaluation) - Düzey belirleyici değerleme programın genel sonuçlarına ve etkisine odaklanır ve değerleyicilerden belirli programlar veya etkinliklerin sürdürülüp sürdürülmemesi ve sürdürülecekse bunun hangi şekillerde yapılması gerektiği konusunda önerilerde bulunmaları beklenir. Eğitsel değerleme çoğu kez ikisini de içerir, şekillendirici unsurlar genellikle ara raporlarda yer alır ve kurumun üyeleri hedeflenir. Düzey belirleyici değerleme formel bir son-noktadır, genellikle daha geniş bir izleyici kitlesine göre yapılandırılır, sonuçlar ve etki vurgulanır ve günümüz ortamlarında giderek daha fazla sonuçların ve etkinin ölçülmesine ayarlıdır.
  • dışardan eleştiri (external critique) - Sokaktaki bireylerin inançları ve pratiklerinin sosyal bilimlerin bulguları ve teorilerinden hareketle eleştirisi. (Giddens)
  • edimsel konuşma edimleri (performative speech acts) - Habermas’a göre, edimsel konuşma edimleri birini bir şeyi yapmaya ikna etme niyeti içerir.
  • eko-feminizm (eco-feminism) - Kadınların, biyolojik doğaları, psikolojikgelişimleri ve işbölümündeki konumları nedeniyle doğaya daha yakın olduklarınıve ataerkil sömürüden korunmak için erkeklerden daha iyi konumda olduklarınıöne süren görüş.
  • eleştirel realizm (critical realism) - Bir doğa bilim ve sosyal bilim felsefesi anlayışı.Eleştirel realizme göre, hakkındaki inançlarımızdan bağımsız bir dünya vardır ve doğa bilimleri ve sosyal bilimler temel yapıları ortaya çıkarmaya çalışır.
  • empirizm (empiricism) - Bilginin edinilmesi ve sınanmasında deney(im)e merkezi bir yer tanıyan epistemoloji anlayışlarını anlatan çok genel bir terim.
  • episteme - Bir söylemin temel yapısı, içinde belirli birdönemdeki tüm düşüncelerin belirlendiği temel kavramlar sistemi.
  • epistemoloji (epistemology) - Bilgiyi inanç, önyargı vb.nden ayıran özellikleri,insan bilgisinin doğası ve kapsamını araştıran felsefi alan. Epistemoloji karakteristik olarak gerçek bilgiyi inançlar, önyargılar ve itikatlardan ayıracak kriterleri bulmaya çalışır.
  • epistemolojik kopuş (epistemological break) - Fransız tarihsel epistemoloji geleneğinde, bir disiplinin veya bilgi alanının kavramsal çerçevesinin köklü dönüşümünü, bir bilim olarak ilk ortaya çıkışını anlatmak için kullanılan bir terim.
  • etkileşim düzeni (interaction order) - Erving Goffman’ın başlı başına ‘bir toplumsal gerçeklik düzeni’ olarak yüz yüze davranışı analiz etmek için önerdiği terim: etkileşim düzeni yapı, kültür ve kurumlar gibi diğer toplumsal düzenlerden bir ölçüde farklı karakteristiklere sahiptir.
  • etkinlik-bağımlı (activity dependence) - Eleştirel realistlere göre toplumsal yapılar,sadece bireylerin etkinlikleri nedeniyle var olduklarında etkinlik-bağımlıdırlar.
  • eylemin rasyonalizasyonu (rationalization of action) - Ehliyetli/yet(iş)kin aktörlerin yaptıkları şeylerin temelleriyle ‘temas içinde’ olmaları, diğerleri tarafından sorulduğunda etkinliklerinin gerekçelerini sunabilmeleri. (Giddens)
  • eylemin refleksif gözetimi (reflexive monitoring of action) - İnsan davranışının –failin etkinliği ışığında ele alınan– amaçlı veya niyetli karakteri; eylem bir niyetler toplamını içeren bir dizi ayrı edim değil, aksine süregelen bir süreçtir. (Giddens)
  • eğitsel sahilik (educative authenticity) - Araştırmanın eğitim süreci içinde gerçekte yer alanları kapsaması.
  • eşanlı geçerlilik (concurrent validity) - Test aracıyla elde edilen sonuçların diğer sonuçlarla korelasyon içinde olup olmadığı; burada her iki veriler kümesi de eşanlı olarak toplanır.
  • fenomenolojik indirgeme (phenomenological reduction) - Husserl’e ait olan bu kavram, bir şey hakkında bildiklerini ‘paranteze alma’yı ve bu bilme sürecindeki bilinç edimlerini betimlemeyi anlatır.
  • figürasyonlar (figurations) - Elias’ın insanların toplumsal ilişkilerinde oluşturdukları, sürekli değişen karşılıklı bağımlılıkları anlatmak için geliştirdiği bir terim. Bu yüzden, ‘figürasyonlar sosyolojisi’ Elias’ın düşüncelerine dayalı genel sosyoloji yaklaşımıdır.
  • geçişli boyut (transitive dimension) - Eleştirel realist felsefede, (haklarında bilgilerin araştırıldığı ‘nesneler’le değil) insan faillerin özellikleri, toplumsal pratikleri ve bilgi üretimiyle ilgili kavramsal araçlar.
  • geçişsiz boyut (intransitive dimension) - Eleştirel realist felsefede bilimsel bilginin–haklarındaki inançlarımızdan bağımsız olarak var olduklarına inanılan– gerçek araştırma-nesnelerini anlatmak için kullanılan teknik bir terim.
  • genel teori (general theory) - Empirik dünyaya (kanıtlar ve olgulara) kendini özel bir alanla veya araştırma konusuyla sınırlandırmadan daha genel tarzda yaklaşan ve soyut bir biçimde ifade edilen teori. Bu teorinin örnekleri yapılaşma teorisi, iletişimsel eylem teorisi ve toplumsal alanlar teorisidir. (Derek Layder)
  • geri-çıkarım (retroduction) - Araştırmaya bir olgu veya örüntüyle başlayan ve “Eğer varsa, bu olgu veya örüntünün ortaya çıkması için hangi tür süreçler,mekanizmalar, faillik vb.nin olması gerekir?” sorusunu soran çıkarım biçimidir.Bu sonuçlar mantıksal zorunluluk taşımaz, ancak geri-çıkarım aday açıklamaları tasarlayacak rasyonel bir süreç önerir.
  • gevşek birliktelik (loose coupling) - Erving Goffman’ın etkileşim düzeni ile diğer toplumsal düzenler (yapısal veya kurumsal düzenler) arasındaki ilişkiyi betimlemek için kullandığı bir terim. Bağlantının gevşekliği farklı düzenlerin farklı biçimlerde ilişki içinde olabileceklerini anlatır.
  • görünüş geçerliliği (face validity) - Bir testteki soru maddelerinin görünür değerlerinin ölçülmek istenen özellikleri ölçüp ölçmediği.
  • gözlemsel anlama (observational understanding) - Gözlenen kişinin yaptığı şeyin doğrudan kavranması.
  • güçlendirme (empowerment) - Katılımcıların kendi etkinlikleri konusunda gerçek seçimler yapabilecek konumda olmalarını sağlama.
  • güvenirlik kriteri (credibility criteria) - Aktörlerin yaptıkları şeylerle ilişkili gerekçeleri sunmakta kullandıkları, yaptıkları şeyin ne olduğunu geçerli biçimde betimlemeye yardımcı olmak için kullanılan kriterler. (Giddens)
  • hâlihazır hayat durumu (current life situation) - Bir kişinin toplumsal ve kişisel ilişkileri ve bu ilişkileri kuşatan toplumsal koşullar ağı. Kavram ayrıca bireyin bu faktörler hakkındaki duygularını ve onlara nasıl tepkiler verdiğini anlatır.
  • hazır-bulunuşluk (presence availability) - Giddens’ın toplumsal ilişkilerin yüz yüze temelde sürdürüldüğü toplumları anlatmakta kullandığı bir terim. Nitekim, bu tür toplumlar yüksek düzeyde hazır-bulunuşluk sergilerler. Daha kompleks (kapitalist) toplumlarda, nüfus bazen çok uzak mesafelere dağıldığı için, çoğu toplumsal ilişki dolaylıdır ve telefon, faks gibi araçlar aracılığıyla gerçekleşir.
  • hiper-gerçeklik (hyperreality) - Baudrillard’ın post-modern dünya betimlemesi; gerçekliğin ve insanların giderek daha hızlı bir biçimde kopyaların kopyalarının kopyalarına maruz kaldığı post-modern dünya.
  • Homines aperti - Norbert Elias’ın, bireylerin insan figürasyonları içindeki diğer bireylerle karşılıklı bağımlılık içinde olduklarını vurgulayan terimi.
  • Homo clausus - Elias’ın toplumsal etkilere kapalı bir varlık olarak birey anlayışını anlatmak için kullandığı bir terim.
  • hümanizm (humanism) - Toplumsal hayatın fiziksel veya doğal olgular gibi araştırılabileceği düşüncesine karşı olanteorik perspektifleri anlatan terim. Hümanizm toplumsal hayatta anlamın önemini ve sosyologların yorumlama becerilerini vurgular.
  • içerden eleştiri (internal critique) - Teoriler ve bulguların mantıksal argüman ve sağlanan kanıtlar ışığında değerlendirmeye tâbi tutulduğu sosyal bilimin eleştiri aygıtı. (Giddens)
  • ideal konuşma durumu (ideal speech situation) - Habermas’ın –demokratik tartışmanın herkese açık olduğu ve herkesin ilişkili bilgilere eşit olarak ulaşabildiği ve sözüne değer verildiği– rasyonel, demokratik bir toplum ideali. Mevcut toplumların değerlendirilebileceği ütopik bir standart.
  • ideal tip (ideal type) - Weber’in merkezi metodolojik kavramı. Toplumsal bir olgu veya sürecin empirik gerçeklikle karşılaştırılabilecek biçimde rasyonel olarak yeniden inşası.
  • iletişimsel rasyonalite (communicative rationality) - Habermas için, insanların birbirlerini bir şeye ikna etmeye çalışmak yerine anlamaya çalıştıkları sınırlandırılmamış tartışmayla ilişkili rasyonalite türü. O toplumların değerlendirilebileceği ve eleştirilebileceği bir standart sunar. O iletişimsel konuşma edimleri, yani anlamayı ve anlaşılmayı amaçlayan önermeler içerir.
  • insider's views - içerdekilerin görüşleri
  • inşacılık (constructivism, constructionism) - Genellikle bağımsız, gerçek nesneler olduklarıdüşünülen şeyleri sosyal veya kültürel ‘inşalar’ olarak gören yaklaşımlar. Bazıinşacılar bu yaklaşımı doğa dünyasını da içerecek biçimde genişletir.
  • işlerlik (performativity) - Pratik (özellikle ekonomik) etkililik standardı. Ekonomik büyümenin başlı başına bir hedef, şeyleri farklı biçimlerde değerlendirmeye çalışabileceğimiz diğer standartlardan büyük ölçüde bağımsız bir faktör hâline gelmesi.
  • işlevsel rasyonalite (functional rationality) - Habermas’ın bu kavramı, sosyal sistemin devamlılığını ve (kararlara iletişimsel rasyonalite aracılığıyla ulaşılan) yaşantı-dünyasını kolonileştirmesini sağlayan bir araçsal rasyonalite biçimini ifade eder.
  • işlevselcilik (functionalism) - Toplumu her birinin mevcudiyeti diğerlerine katkıda bulunan bir parçalar toplamı olarak gören anlayış; aşırı işlevselci açıklama biçimleri bir toplumsal kurumun varlığını onun diğer kurumlar açısından işlevlerine göre tanımlar. İşlevselcilik bir bütüncülük biçimidir.
  • kalıp değişkenler (pattern variables) - Parsons’a göre, ‘kalıp değişkenler’ insanların gündelik hayatlarını sürdürebilmek için çözmeleri gereken ‘eylem ikilemleri’ni ifade eder. Parsons bu terimi farklı toplum türlerinde toplumsal rollerin genel kalıplaşmasını ifade etmek için de kullanır.
  • kapalı sistemler (closed systems) - Eleştirel realistlere göre bir nedensel mekanizmanın işleyişinin dışsal etkilerden bağımsız olarak araştırılabileceği durum veya durumlar. Kapalı sistemlere doğada nadiren rastlanır ve bilimsel deneyler onları yapay olarak yaratma girişimleridir.
  • kapsam geçerliliği (content validity) - Bir testteki soru maddelerinin ölçülmek istenen içeriği ölçüp ölçmedikleri.
  • karışık tarzda tarama araştırmaları (mixed-mode surveys) - Tek bir araştırmada telefonla, mektupla, web-tabanlı ve yüz yüze veri toplama prosedürlerinin bir araya getirildiği araştırmalar.
  • karşı-dengeleyici deneysel tasarım - Bir deneyin koşullarında sistematik değişmeler yaparak, örneğin bir grubu sırasıyla 1, 2 ve 3. işlemlere tâbi tutarken, diğer grubu sırasıyla 3 2 ve 1. işlemlere tâbi tutarak zamana bağlı süreçlerin bağımsız değişkeni kirletmesini önleme.
  • karşı-olgusal (counter-factual) - Nedensel açıklamaya içkin bir akıl yürütmebiçimidir. Diğer koşullar sabit kalmak koşuluyla, geçmişte yaşanan somutolaylar farklı olduğunda neler olabileceğini tahmine dayanan önermelerdir. Butüt önermeler ‘Eğer ki’, ‘Öyle olmasaydı’ ifadesiyle başlar. Örneğin “RusDevrimi olmasaydı neler olacaktı?” önermesi karşı-olgusaldır. Karşı-olgusalönermeler, geleceğe ilişkin olasılıklardan ziyade, geçmişin alternatifyorumlarını içerirler. Gerçekte olmamış bir şeyin olması ihtimaline dayalıoldukları için, karşı-olgusal önermeleri pratikte değerlendirmek zordur. Buyüzden, karşı-olgusal önermeler farklı sonuçlar üreten benzer koşullarınkarşılaştırmalı analizleriyle desteklenir. Sosyal bilim literatüründe karşı olgusalönermeler toplumsal olguların nedenlerini düşünürken önemlidir. Örneğin birargüman “Kapitalist toplum sermayenin uzun dönemli çıkarlarına hizmet eder”biçiminde ifade edildiğinde, sermayenin kesin çıkarlarının ne olduğunu ve neyinbu çıkarlara karşı işleyen durumun bir kanıtı olarak alınabileceğinibelirleyemediğimiz sürece, bu tür önermeler yanlışlamaya tâbi tutulamayacaktır(A Dictionary at Sociology, ed. JohnScott and Gordon Marshall, OxfordUniversity Press, 3nd edition, 2005). Karşı-olgusal bir önermegerçekte olmamış bir şeyin olma ihtimaline dayalı bir önermedir. “Dünyanınsorumluluğu bende olsaydı her şey şimdikinden çok daha iyi olacaktı”karşı-olgusal bir önermedir, çünkü benim sorumluluğumda değildir. Karşı-olgusalönermeler toplumsal olguların nedenlerini düşünürken önemlidir, zira A’nınB’nin nedeni olduğunu söylediğimizde, çoğu kez karşı-olgusal bir önermeoluştururuz: A olmasaydı B de olmayacaktı. Örneğin, Rus Devriminin tarihi seyriüzerindeki etkileri hakkında bir argüman, aynı zamanda, devrim olmasaydı nelerolacağı konusunda karşı-olgusal önermeleri… gerektirecektir (The Blackwell Dictionary of Sociology,Allan G. Johnson, 2nd edition, Blackwell, 2000).
  • karşılıklı bilgi (mutual knowledge) - Sokaktan bireyler ve sosyolog gözlemcilerin paylaştıkları, hayat tarzları içinde ‘nasıl yer alınacağı’nın bilgisi;toplumsal etkinliğin geçerli betimlemelerine ulaşmanın gerekli koşulu. (Giddens)
  • karşılıklı iyicil kontrol (mutual benign control) - İnsanların fayda sağlamak amacıyla, ancak birbirlerinin hakları, çıkarları ve duygularını dikkate alarak diğerlerini kontrol ve etkileme biçimleri. Bu tür kontrol, taraflardan biri veya ikisinin, diğer kişi üzerinde, onu yönlendirerek veya hakları,çıkarları ve duygularını dikkate almadan üstünlük sağlamaya çalıştığı rekabetçi veya istismar amaçlı kontrolle karşıtlık içindedir (Layder).
  • katalizör sahilik (catalytic authenticity) - Etkinliği ve karar vermeyi araştırma sürecinin yönlendirmesi.
  • kavram-bağımlı (concept dependence) - Bhaskar için, toplumsal yapılar sadece ne yaptıkları konusunda bir fikre sahip failler tarafından sürdürüldüklerinde kavram-bağımlıdırlar. Bu Bhaskar tarafından natüralizmin ontolojik bir sınırlılığı olarak görülür.
  • kontrolün diyalektiği (dialectic of control) - Giddens’ın bireyler veya gruplar arasındaki güç dengesini anlatmak için kullandığı terim.Bu terim tâbi konumdakilerin her zaman belirli ölçüde güç kaynaklarına sahip olduklarını vurgular.
  • konum pratikler (position practices) - Toplumsal olarak yeniden-üretilen konumlar ve bu konumlarla ilişkili –durumsal etkinliğin‘toplumsal ortamlar’ını oluşturan– pratikler.
  • köprü ilkesi (bridge principle) - Pozitivistler için teorik bir kavramı gözlenebilir ve ölçülebilir bir olguyla tanımlayan bir önerme.
  • kurumsal analiz (institutional analysis) - Giddens’ın somut davranışların analizini ‘ayrı tutarak’ kurumlara analitik yoğunlaşmayı anlatmak için kullandığı bir terim.
  • meta anlatı (meta-narrative) - Lyotard’ın post-modern dünyada artık mümkün olmadığına inandığı totalleştirici veya genel teorileri betimlemek için geliştirdiği bir terim; post-modern dünyada, modern bilgi teknolojisi dünyaya ilişkin tüm açıklamaların sorgulanmaya açık ve göreli olmasını beraberinde getirir.
  • metinler-arasılık (intertextuality) - Kaynağı Derrida olan bu kavram, metinlerin sürekliolarak diğer metinlere dayanma ve onlardan yararlanma biçimine işaret eder ve‘orijinal’ ve ‘kesin’ bir metnin bulunmadığını anlatır.
  • metinler-arasılık (intertextuality) - Kaynağı Derrida olan bu kavram, metinlerin sürekli olarak diğer metinlere dayanma ve onlardan yararlanma biçimine işaret eder ve‘orijinal’ ve ‘kesin’ bir metnin bulunmadığını anlatır.
  • natüralizm (naturalism) - Bu terimin felsefede (en azından) üç ayrı anlamı vardır. İlk olarak, ahlâk felsefesinde, natüralizm ahlâkî bir yargının olgusal önermelerden elde edilebileceği anlamına gelir (bkz. açıklayıcı eleştiri).Bu sorun hakkında en yaygın görüş anti-natüralizmdir. İkinci olarak, terim kendilerine model olarak doğa bilimlerini alan sosyal bilimler yaklaşımlarını anlatmak için kullanılabilir. Terimin üçüncü felsefî kullanımı, genelde anlaşılanın aksine, natüralizme karşı çıkmaktan ziyade insan doğasını ve toplumu ‘doğa’ içinde konumlandıran görüşleri anlatır. Darvinci evrimci yaklaşımlar, örneğin, insanları primat memelilerden gelişen bir tür olarak sunarlar. Fizik,kimya gibi doğa bilimlerinin çerçevelerinin sosyal bilimlere uygulanması. Bu yüzden, natüralizm anlam olarak ‘pozitivizm’e yakındır. Bununla beraber,‘natüralizm’ terimi, karışıklık yaratabilecek biçimde, toplumsal olguların(deneyler gibi yapay koşullar yerine) kendi ‘doğal’ ortamlarda araştırılması gereğini anlatmak için de kullanılır. İkinci anlamında natüralizm hümanizmle yakından ilişkilidir.
  • nedensel uygunluk (causal adequacy) - Weberci bir kategori. Bir açıklama, nedensel düzeyde, varsayılan neden olmadığında varsayılan sonucun da ortaya çıkmadığı benzer bir durum bulunabildiğinde uygundur.
  • nesne-ilişkileri psikolojisi (object relations psychology) - İnsan davranışlarında cinsellik gibi dürtülerden ziyade erken dönem toplumsal ilişkilerin içselleştirilmesine öncelik tanıyan psikanalitik bir yaklaşım.
  • nesnelcilik (objectivism) - Toplumsal olguları ilgili toplumun üyelerinden bağımsız, nesnel, ‘dışsal’ bir varoluşa sahip şeyler olarak görme eğilimi.
  • oluşum (emergence) - Elementler bir araya gelerek daha kompleks varlıklar oluşturduklarında, bu kompleks varlıklar çoğu kez kendilerini oluşturan elementlerden nitel olarak farklı özelliklere sahiplerdir. Bu farklı yeni özellik ‘oluşum’ olarak bilinir ve bu şekilde ‘oluşan’ özellikler ‘oluşumsal özellikler’ veya ‘güçler’dir –yeni bir organizasyon düzeyini temsil ederler.Kompleks bir sistemin bir özelliğinin, sadece bu sistemin daha basit kurucu unsurlarını karakterize eden özellikleri ve ilişkilerinden meydana gelmesine rağmen, bu alt düzeydeki karakterinden öngörülemediği ve onlara indirgenemediği durumlarda, ‘sonradan oluştuğu’söylenir. ... Örneğin, suyun şeffaflığının onu oluşturan özelliklerinden çıkartılamayacağına inanılır. (The OxfordCompanion to Philosophy, ed. Ted Honderich, Oxford University Press, 1995).
  • oluşumculuk (actualism) - Gerçekliğin uygun biçimde sadece oluşumlar ve durumlar incelenerek açıklanabileceği inancı.
  • ontoloji (ontology) - Yaşadığımız biçimiyle gerçekliğin doğasıyla ilgilenen bir felsefe dalı. Bununla beraber,onun, daha genel olarak, var olan şeyleri anlatan bir anlamı vardır –buna kişisel deneyim alanı içinde olmayanlar şeyler de dâhildir. Sosyolojide ontolojik sorunlar toplumun ve toplumsal hayatın temel doğasıyla ilgilidir.Sosyologlar ‘”Toplumu meydana getiren şey nedir?”, “Onun kurucu unsurları nelerdir” sorularına cevap ararlar.
  • ontolojik bireycilik (ontological individualism) - Max Weber'in benimsediği bu konuma göre dünyada sosyal sınıflar veya kollektif varlıklar değil, sadece bireyler vardır.
  • örneklem uzayı (sample space) - Aynı deneye ya da gözleme ilişkin tüm olası sonuçları içeren küme.
  • otorite kaynakları (authoritative resources) - Güç üretimiyle ilgili, insanların etkinliklerini yönlendirme kapasitesinden kaynaklanan maddi kaynaklar; otorite kaynakları bazı aktörlerin diğerleri üzerindeki egemenliklerinden kaynaklanır. (Giddens)
  • özgürleşmeci ilgi (emancipatory interest) - Habermas’ın ‘bilişsel ilgiler’inden üçüncüsü.Bunlar dünyaya ilişkin bilgilerimizi ve karşılıklı ilişkilerimizi yanlış anlayışlar ve sistematik çarpıtmalardan kurtarmaya yönelik insanî ilgilerdir.
  • öznelcilik (subjectivism) -
  • öznenin merkezî konumdan uzaklaştırılması (decentrıng the subject) - Bazı sosyal teori okullarının (özellikle yapısalcılık, post-yapısalcılık ve post modernizmin) bireyin sosyal analizin merkezi olması gerektiği düşüncesine itirazları.Bu okullar ‘öznenin terk edilmesi’ veya ‘ölümü’nden söz ederler.
  • paradigma (paradigm) - Thomas Kuhn için, paylaşılan bir bilimsel teorinin ve –bilimin var olması için gerekli bilimsel pratik hakkında– ortak sağduyusal inançların çerçevesi.
  • pastij (pastiche) - Bir kolaj veya yama-çalışması etkisi üreten yeni ve eski stiller karışımı.
  • post-yapısalcılık (post-structuralism) - Toplumsal hayattaki her şeyi –aynı zamanda insan davranışlarını belirlediği varsayılan–birleşik bir yapıyla ilişkilendiren yapısalcı teorilerden rahatsız bir grup yazarın çalışmaları. Post-yapısalcılar toplumsal hayatı en küçük unsurlarına ayrıştırmayı içeren analizden uzak durmaya (kompozisyonu bozmaya veya yapı-bozumuna uğratmaya) çalışırlar.
  • postmodernizm (postmodernism) - Postmodernizmin üç boyutu vardır. İlk olarak, modern (gelişmiş kapitalist) toplumlardan tamamen farklı organizasyon ilkelerine dayalı yeni bir ‘postmodern’ toplum biçimine doğru geçiş olduğu düşüncesi vardır. İkinci olarak, terim ayrıca pastişe dayalı bir kültürel stili veya birçok farklı stilin karışımını anlatır. Terim, son olarak,bilim, nesnel bilgi ve hakikât iddiaları, ‘özne’ gibi kavram ve düşünceleri reddeden bir düşünceler topluluğunu anlatır. (Layder)
  • potential users - potansiyel kullanıcılar
  • pragmatik hata (pragmatik fallacy) - Eğitim araştırmacılarının çoğu kez pratik bir etkinlik olan araştırmayı felsefî konulardan, örneğin araştırmada değerlerin yeri ve rolü gibi meselelerden bağımsız olarak gerçekleştirebilecekleri bir şey olarak anlamaları.
  • pratik bilinç (practical consciousness) - Giddens’ın insanların pratik, gündelik bilgilerini –onların farklı toplumsal koşullarda becerili bir biçimde nasıl davranacakları konusunda sahip oldukları temel bilgiyi– anlatmak için geliştirdiği bir kavram. Pratik bilinç genellikle bilinçli farkındalık düzeyinin altında işler –yani, biz normalde sadece belirli toplumsal durumlarda gerekli olan şeyleri yapar, ancak onları sözel olarak ifade etme gereği duymayız.
  • pratikler (practices) - Toplumda veya toplumun belirli bir kesiminde yaygın somut davranış biçimleri.
  • psiko-biyografi (psychobiography) - Kişinin,bireysel kimliğindeki –onun ömrü boyunca toplumsal katılımları ve deneyimlerine bağlı olarak oluşan– değişimler ve dönüşümlerin izlerini gösteren psikolojik profili. Toplumsal alanlar teorisinde psiko-biyografi dört temel toplumsal gerçeklik alanından biridir.
  • psikodinamik (psychodynamic) - Bizi etkileyen ve güdüleyen duygu yüklü zihinsel unsurların akışı. Ebeveynlerle etkileşimlerin bıraktığı bellek izleri kadar yetişkinlik dönemindeki deneyimlerde toplumsal hayatımızda başkalarına karşı tutumlarımız ve tepkilerimizi (veya tepkimelerimizi) etkiler.
  • radikal rölativizm (radical relativism) - Bu yaklaşıma göre tek anlamlı olgu metindir; metnin ötesinde bir şey yoktur.
  • rasyonalizm (rationalism) - Bilginin apriori doğasını, yani onun kişisel deneyimlerimiz, gözlemlerimiz ve genelde duyusal kanıtlarımızdan bağımsızlığını vurgulayan bilgi anlayışı. Bu yüzden, rasyonalizm empirizmin karşıtıdır. Rasyonalizm akıl, kanıtlama ve ‘apaçık’ bilgiden hareketle, mantıksal tümdengelimin veya en azından ortak kabullerin rolünü aydınlatır.
  • rasyonel seçim teorisi (rational choice theory) - Toplumsal olguların bireylerin rasyonel seçimlerinegöre anlaşılabileceğini varsayan bir sosyal teori.
  • realizm (realism) - Hakkında bilgi sahibi olduğumuz (bazı) şeylerin onlara ilişkin inançlarımızdan bağımsız oldukları ve ilke olarak,bilinebilecekleri görüşü.
  • refleksif-kendini düzenleme (reflexive self-regulation) -
  • refleksivite (reflexivity) - Tüm bilinçli varlıkların karakteristik bir özelliği. Kendini bir bilgi veya ‘düşünce’ nesnesi olarak alma yeteneği.
  • rol (role) - Toplum içindeki özel bir konum veya alt grupla ilişkili olarak yapılması beklenen davranış.Örneğin, ‘anne-babalık’, ‘polis memuru’, arkadaş’, ‘lider’ rolü.
  • rölativizm (relativism) - En kaba biçimiyle, bütün bakış açılarının bağlama bağlı ve aynı ölçüde değerli oldukları inancı –farklı bakış açılarını değerlendirebileceğimiz bağlamdan bağımsız hiçbir kriter yoktur.
  • rutinleşme (routinization) - Gündelik toplumsal hayattaki pratiklerin büyük çoğunluğunun alışılagelmiş, gerçekliği sorgulanmayan karakteri; bir varlıksal güvenlik duygusunu destekleyen ve onun tarafından desteklenen bilinen davranış stilleri ve biçimlerinin yaygınlığı. (Giddens)
  • ses-merkezcilik (phonocentrism) - Derrida’ya ait olan bu kavram, Batı felsefesinde konuşulan sözcüklere yazılan sözcükler karşısında öncelik tanınmasını göstermek için kullanılmıştır.
  • sistem bütünleşmesi (system integration) - Toplumun parçalarının (temel kurumların ve onları destekleyen güç ilişkilerinin) bütünlüklü bir biçimde bir araya gelmesi veya aksine birbirleriyle çatışma ve gerilim içinde olması.(Giddens, Habermas)
  • sorunsal (problematic) - Bu terim, tarihsel epistemolojide, bilimsel bir yaklaşım veya geleneği oluşturan kavramların birbirleriyle nasıl karşılıklı ilişki içinde olduklarını ifade etmek ve hangi soruların sorulabileceğini,hangilerinin sorulamayacağını ve hangi nesnelerin görülebileceğini,hangilerinin ‘görülmeyeceğini’ göstermek için kullanılmıştır.
  • sosyal-bütünlükler-arası sistemler (intersocietal systems) - Toplumlar toplanmaları dâhil, toplumlar veya genel toplumsal bütünlükler arasındaki var olan her bölünmeyi kesen sosyal sistemler. (Giddens)
  • söylem (discourse) - Bir uzmanlık,bilgi alanı veya basitçe bir kanaatler topluluğu temelinde kullanmayı gerektirir. O ‘güç’le ve ‘hakikât’ olarak tanımlanan şeylerle yakından ilişkilidir.Bu yüzden, ‘tıbbi söylem’den veya ‘ırkçılık’ ya da ‘cinsiyetçilik’ söylemlerinden söz ederiz.
  • söylemsel pratikler (discursive practices) - Konuşma ve yazmanın ve düşünceler yapısının genelde özel toplumsal pratiklerle ve güç biçimleriyle bağlantılı olduklarını anlatan bir terim. Michel Foucault yazılarında bu bağlantıları vurgular. Örneğin, doktor-hasta ilişkisi tıbbî söylemin kullanıldığı ve hastanın doktorun tavsiyelerine uyduğu ve uzmanlığına güvendiği bir güç ilişkisini içerir.
  • söz-merkezcilik (logocentrism) - Post-modernist düşünür Derrida’nın Batı felsefesinin büyük ölçüde Mantığa –mantıksal rasyonel çıkarımın gücüne– bel bağladığını göstermek için geliştirdiği bir terim.
  • sözel bilinç (discursive consciousness) - Giddens’ın insanların içinde yaşadıkları toplumsal koşulları sözel olarak ifade etme ve bunları davranışlarıyla ilişkilendirme biçimlerini göstermek için geliştirdiği terim. Aktörlerin, özellikle kendi eylem koşulları dâhil, toplumsal koşullar hakkında söyleyebilecekleri veya sözel olarak ifade edebilecekleri şeyler.
  • statik grup karşılaştırması (static group comparison) - son test eşit olmayan grup tasarımı, deney ve kontrol grupları varken, ön test uygulanmaması
  • stratejik davranış analizi (analysis of strategic conduct) - Aktörlerin yaptıkları şeyleri refleksif olarak nasıl gözettiklerine yoğunlaşarak, kurumların toplumsal olarak üretimini askıya alan, aktörlerin etkileşimin kurulmasında kurallar ve kaynaklardan nasıl yararlandıklarını araştıran sosyal analiz. (Giddens)
  • stratejik eylem (strategic action) - Habermas bu terimi bazı maddî veya araçsal hedeflere ulaşmaya, örneğin bir mal veya hizmet satın almaya yönelik eylemi anlatmak için kullanır. Bu eylem türü esasen temel maddî bir güdü olmadan paylaşılan anlayışlara ulaşmayı amaçlayan ‘iletişimsel eylem’den farklıdır.
  • sıfır hipotez (null hypothesis) - kitle içinde araştırılan türden hiçbir ilişki bulunmaması durumu
  • sınanabilirlik (testability) - Farklı empirist epistemolojilere ve çoğu realist epistemolojiye göre, bilgi açıklamalarının düzeltilmeye açık olması gerekir.
  • sınıflara-bölünmüş toplum (class-divided society) - Gözlenebilir sınıfsal bölünmelerin olduğu, ancak bu sınıfsal bölünmenin toplumun organizasyonunun ilkesinin ana temelini oluşturmadığı tarımcı toplumlar. (Giddens)
  • tahmin geçerliliği (predictive validity) - Bir testte elde edilen puanların daha sonraki bir zamanda uygulanabilecek bir testteki puanı tahmin etmeyi sağlayıp sağlayamayacağı; burada aynı yapılar fakat farklı güçlük düzeylerinde kullanılır.
  • tahsis kaynakları (allocative resources) - Doğal çevre ve fiziksel yaratılar dâhil, güç üretimiyle ilgili maddî kaynaklar; tahsis kaynakları insanın doğa üzerindeki egemenliğinden kaynaklanır. (Giddens)
  • tam piyasa (perfect market) - Piyasadaki herkesin piyasa koşulları hakkında tam bilgiye, bir tercihler sıralamasına sahip olduğunu ve bunları gerçekleştirmek için rasyonel kararlar alabileceklerini varsayan iktisatçıların geliştirdikleri bir model.
  • tasarım etkileri (design effects/Deffs) - örneklem tasarımının örneklem hatası üzerindeki etkileri
  • teorik doyum noktası (theoretical saturation) - Teorik doyum noktasına toplanan veriler yeni değil artık bilinir hâle geldiğinde ve onlar hakkında artık yeni kavramlar üretilmemeye veya yeni bağlantılar ortaya konulamamaya başladığında söz konusudur (Glaser ve Strauss, 1967).
  • ton değiştirme (keying) - Goffman kendi erken dönem çalışmalarını ‘çerçeveler’ olarak adlandırdığı bir araç etrafında bir araya getirerek alternatif bir anlayış geliştirir. Bu metaforda etrafına çerçeve takılmış bir resim örneğini kullanır; sözgelimi, kişi resmin kenarına bir başka çerçeve takabilir ve dolayısıyla bir adım geriye giderek aynı prosedürü daha farklı bir düzeyde tekrarlayabilir; veya ‘iç çerçeve’nin içine daha küçük bir çerçeve yerleştirebilir (Goffman, ayrıca piyanoda bir melodinin bir başka melodiye dönüştürülebilmesine benzettiği bu işlemi ‘ton değiştirme’ olarak adlandırır.) Collins, 2015, Sosyolojide Dört Ana Gelenek
  • toplumsal bütünleşme (social integration) - Bir-arada-bulunulan koşullarda aktörler arasındaki pratiklerin –karşılaşmalardaki süreklilikler ve kopuşların- karşılıklılığı. (Giddens)
  • toplumsal ilişkilerin ikiliği (duality of social relations) - Toplumsal bir ilişkinin hem ‘yeniden-üretilen’ hem de ‘özgür-biçimli’ (veya bireysel ve toplumsal olarak tanımlanmış) yanlara sahip olması.
  • toplumsal ortamlar (social settings) - Toplumsal alanlar teorisindeki dört temel gerçeklik alanından biri. Toplumsal ortamlar durumsal etkinliğin yakın ortamını oluşturur ve lokal yeniden-üretilen ilişkiler toplamları tarafından biçimlendirilir. (Derek Layder)
  • toplumsal yeniden-üretim (social reproduction) - Toplumsal pratikler ve kurumların zaman içinde insanların etkinlikleriyle yeniden-üretilmesi (ve sürdürülmesi).
  • toplumun tabakalaşma modeli (stratification model of society) - Toplumun farklı katmanlardan oluştuğu düşüncesi.
  • totalleştirici teori (totalizing theory) - Bu tür teoriler pek çok farklı olguyu kendi referans terimlerine göre açıklamaları bakımından‘büyük boy’ teorilere benzerler. Bununla beraber, totalleştirici teorinin karakteristik bir özelliği diğer bakış açılarını reddetmesidir. Post-yapısalcılar ve postmodernistler çoğu kez Marksizm’i totalleştirici bir teori olarak görür.
  • transendental çıkarım (transcendental argument) - Öncüllerin bir etkinliğin betimlemelerinden oluştuğu ve sonucun bu etkinliğin yer alması için neyin olması gerektiği konusunda bir önermeyi içerdiği tümdengelimsel bir çıkarım biçimi. Bu çıkarım biçimi eleştirel realistler tarafından kullanılır.
  • uyarlayıcı teori (adaptive theory) - Genel teori ve araştırma verileriyle temellendirilmiş teorinin ikili etkisini vurgulayan bir sosyal araştırma yaklaşımı. (Derek Layder)
  • uzlaşımcılık (conventionalism) - Hâli hazırda kabul gören bilimsel inançların müzakere edilen kararlar ve uzlaşımların ürünü oldukları görüşü. Bu görüş rölativizmle ve bilim sosyolojisindeki güçlü programla ilişkilidir.
  • varlıksal güvenlik (ontological security) - Doğal ve toplumsal dünyanın göründükleri gibi olduklarına itimat veya güven (buna benlik ve toplumsal kimliğin temel varoluşsal parametreleri de dâhildir).(Giddens)
  • yabancılaşma (alienation) - Karl Marx’ın işçilerin kendi ürettikleri şeyler ve çalışmalarının doğası üzerindeki kontrolü yitirmelerinden kaynaklanan psikolojik etkileri anlatmak için kullandığı bir terim.
  • yanıtlayıcı geçerliliği (respondent validity) - Nitel araştırmalarda sonuçların geçerliliğini kontrol etmek için bazı araçlar kullanılır. Bu türden bir araç yanıtlayıcı geçerliliğidir. Burada araştırmacı ayrıntılı gözlem notları tutar veya gerçekleştirdiği görüşmeleri bir diskete kaydeder ve ardından elde ettiği verilerin geçerliliklerini kontrol etmek için yanıtlayıcılara gönderir. Yanıtlayıcı geçerliliğinin bir başka kullanım biçimi, araştırmacının doğrulamaları veya gerekli düzeltmeleri yapmaları için bizzat araştırma raporunu veya bazı kısımlarını yanıtlayıcılara göndermesidir. Bu evrelerin ikisinde de yanıtlayıcılardan aşağıdakileri doğrulamaları istenir: •sundukları verilerin (kendi çıkarlarını korumak için farklı anonim araçlar kullandıklarında bile) araştırma raporunda kullanılabileceğini; •sundukları verilerin kendi inançları, tutumları ve inşalarının geçerli bir temsili olduğunu; •araştırmacının yaptığı yorumların ve veri özetlerinin doğru olduğunu ve verilerin çarpıtılmadığını.
  • yapı geçerliliği (construct validity) - Bir testteki soru maddelerinin varsayımsal yapılar veya kavramları ölçüp ölçemediği.
  • yapı-bozumu (deconstruction) - Derrida’yla yakından ilişkili post-yapısalcı bir kavram. Yapı-bozumu, kendi nesnelerini nasıl ‘inşa ettiklerini’ ve kesin bir ‘mevcudiyet’e –dışsal bir gerçekliğe veya bilginin sorgulanamaz bir temeline–işaret ettikleri izlenimini nasıl yarattıklarını göstermek için metinlerin sistematik olarak analiz edilmesini anlatır.
  • yapılar (structures) - Sosyal sistemlerin kurumsal eklemlenmesinde yer alan kural-kaynak setleri. Yapıları araştırmak, yapısal ilkeler dâhil,toplumsal bütünleşme ve sistem bütünleşmesini etkileyen dönüşüm/dolayım ilişkilerinin temel tezahürlerini araştırmaktır. (Giddens)
  • yapılaşma teorisi (structuration theory) - Giddens’ın toplumun insanların etkinlikleri ve pratikleriyle nasıl inşa edildiğini açıklayan genel teorisi.
  • yapının ikiliği (duality of structure) - Giddens bu terimi faillik (eylem) ve yapının aslında aynı şeyin farklı yüzleri olduğunu ifade etmek için kullanır. Giddens faillik ve yapının bağımsız ve birbirine karşıt şeyler olarak anlaşılmaması gerektiğine inanır.
  • yapısal ilkeler (structural principles) - Genel toplumsal bütünlüklerin organizasyon ilkeleri; bir toplumun veya toplum tipinin genel kurumsal düzenlenişiyle ilgili faktörler. (Giddens)
  • yapısal Marksizm (structural Marxism) - Althusser ve Nicos Poulantzas gibi Marksistlerin, toplumsal ilişkileri insan davranışlarını büyük ölçüde belirleyen nesnel yapılar olarak analiz etmenin önemini vurgulayan çalışmaları. Bu nesnelci yaklaşım biçiminde hümanizm şiddetle eleştirilir.
  • yapısal özellikler (structural properties) - Sosyal sistemlerin yapılaşmış, özellikle zaman ve mekâna yayılan kurumlaşmış özellikleri. (Giddens)
  • yeni-işlevselcilik (neo-functionalism) - Erken dönem işlevselcilerin, özellikle Parsons’ın çalışmalarını geliştiren ve genişleten bir sosyologlar grubunun çalışmalarına verilen ad. (Jeffrey Alexander, Richard Munch, Niklas Luhmann)
  • yeniden-üretim döngüsü (reproduction circuit) - Dengeleyici nedensel döngüler veya refleksif kendini-düzenleme tarafından yönlendirilen bir dizi kurumlaşmış yeniden-üretim ilişkisi. (Giddens)
  • yorumlayıcı analiz (interpretative analysis) - Giddens’ın toplumsal kurumların analizini ‘paranteze alarak’ (veya bir tarafa bırakarak) insanların gündelik hayatlarındaki stratejik etkinliklerine yoğunlaşmayı anlatmak için kullandığı bir terim.
  • yukarıdan-aşağıya yaklaşım (top-down approach) - Uygulamada kurallara bağlı kalınıp kalınmadığını ve asgari standartların sağlanıp sağlanmadığını kontrolü amaçlayan teftiş.
  • zımnî bilgi (tacit knowledge) - Toplumsal hayatın kurallarının zımnî bilgisi. Bu bilgi her zaman açıkça ifade edilemez.
  • şekillendirici değerleme (formative evaluation) - Program geliştirme süreçlerini desteklemek için değerleme döneminde onun içinde yer alan insanlara geri-bildirimlerde bulunur. Bu değerlemede özellikle katılımcıların algıları ve güdülerine odaklanılır ve geliştirmeler için ara değerlendirmeler sunulur. Şekillendirici unsurlar genellikle ara raporlarda yer alır ve kurumun üyeleri hedeflenir.
  • şekillendirici değerleme (formative evaluation) - Şekillendirici değerleme program geliştirme süreçlerini desteklemek için değerleme döneminde onun içinde yer alan insanlara geri-bildirimlerde bulunur. Bu değerlemede özellikle katılımcıların algıları ve güdülerine odaklanılır ve geliştirmeler için ara değerlendirmeler sunulur.
  • şeyleştirme (reification) - Bir uçta,şeyleştirme toplumun ve toplumsal düzenlemelerin genelde insanlardan ziyade Tanrılar, mistik veya gizemli güçler gibi insan-dışı varlıklar tarafından yaratıldığı düşüncesiyle ilişkilidir. Şeyleştirme kavramı ayrıca toplumsal düzenlemelerin ebedi oldukları ve insanların çabalarıyla değiştirilemeyecekleri düşüncesiyle ilişkilidir.
  • absence - orada-bulunmama
  • absent-totality - orada-olmayan bütünlük (Giddens)
  • absolute surplus - mutlak artı-değer
  • absolutism - mutlakıyetçilik
  • absolutist state - mutlakıyetçi devlet
  • accounts - açıklamalar
  • acculturation - kültürlenme
  • accumulation of capital - sermaye birikimi
  • accuracy - geçerlilik
  • achieved status - kazanılan statü
  • achievement motivation - başarı güdüsü
  • act - edim, fiil
  • action frame of reference - eylemin referans çerçevesi (Parsons)
  • activity dependence - etkinlik-bağımlı
  • actor - aktör
  • actor-network theory - aktör-ağ teorisi
  • actualism - oluşumculuk
  • ad hoc hypothesis - geçici hipotez
  • adaptive theory - uyarlayıcı teori (Derek Layder)
  • adjacency pairs - birleşik çiftler
  • advertising - reklâmcılık
  • affective action - duygusal eylem (Weber)
  • affective disorders - duygusal bozukluklar
  • affective neutrality - duygusal tarafsızlık
  • affectual action - duygusal eylem
  • affluent society - bolluk toplumu
  • affluent worker - varsıl işçi
  • age group - yaş grubu
  • age specific birth rate - yaşa özel doğum oranı
  • ageing - yaşlanma
  • ageism - yaş ayrımcılığı
  • agency - faillik
  • agent - fail
  • aggression - saldırganlık
  • agnatic - kan akrabalığı
  • agrarian societies - tarım toplumları
  • agricultural revolution - tarım devrimi
  • alienation - yabancılaşma
  • allocative resources - tahsis kaynakları (Giddens)
  • alternative culture - alternatif kültür
  • altruism - özgecilik, diğergâmlık
  • altruistic suicide - özgeci intihar
  • amplification of deviance - sapkınlıkta artış
  • analogy - analoji
  • analysis of variance/ANOVA - varyans analizi
  • analytic and synthetic - analitik ve sentetik
  • analytical induction - analitik tümevarım
  • analytical philosophy - analitik felsefe
  • anarcho-syndicalism - anarko-sendikalizm
  • ancestor worship - atalara tapınma
  • ancien régime - eski rejim (Ortaçağ toplumu)
  • androcentrism - erkek-merkezcilik
  • anomic division of labour - anomik işbölümü (Durkheim)
  • anomic suicide - anomik intihar (Durkheim)
  • anomie - anomi
  • anomie, anomy - anomi (Durkheim)
  • anorexia nervosa - anoraksıya nervoza
  • anthropocentric - insanmerkezci
  • anthropomorphism - insanbiçimcilik
  • anti-Semitism - Yahudi karşıtlığı
  • anticipatory socialization - beklenilen sosyalleşme
  • appearance - dış görünüş, tezahür
  • appearance and reality - görünüş ve gerçeklik
  • apprenticeship - çıraklık
  • appropriation - gasp, el koyma, temellük etme
  • arbitration - hâkemlik
  • arbitration and conciliation - hâkemlik ve uzlaşma
  • aristocracy of labour - işçi aristokrasisi
  • arms race - silâhlanma yarışı
  • artificial intelligence - yapay zekâ
  • ascribed status - atfedilen statü
  • Asiatic mode of production - Asya tipi üretim tarzı
  • Asiatic society - Asya tipi toplum
  • assumption - kabul
  • asylum seekers - mülteciler
  • asylums - tımarhaneler (Goffman)
  • attempted suicide - intihar girişimi
  • attitude - tutum
  • attitude scale - tutum ölçeği
  • attribute - atfetme, yükleme
  • attributes - özellikler
  • audience segregation - izleyici ayrışması
  • audit trail - denetleme yolu
  • authenticity - sahilik
  • authoritarian personality - otoriter kişilik
  • authoritarian right - otoriter sağ
  • authoritarianism - otoriterlik
  • authoritative resources - otorite kaynakları (Giddens)
  • authority - otorite
  • autocracy - otokrasi
  • availability sampling - ulaşılabilirlik örneklemi
  • aversion therapy - tiksindirme tedavisi
  • avoidance relationship - kaçınma ilişkisi
  • awareness - farkındalık
  • axiom - aksiyom
  • back region - arka bölge (Goffman)
  • backstage - sahne arkası (Goffman)
  • balance of power - güç dengesi
  • band societies - sürü toplumları
  • banditry - haydutluk, eşkıyalık
  • bar chart - çubuk grafik
  • barbarism - barbarlık
  • barter economy - takas ekonomisi
  • basic trust - temel güven (Erikson)
  • behaviour modification - davranış değişikliği
  • behaviour therapy - davranış terapisi
  • behaviourial approach - davranışçı yaklaşım
  • behaviourial sciences - davranış bilimleri
  • behaviourism - davranışçılık
  • Being - Varlık
  • belief system - inanç sistemi
  • belief-oriented - inanç-yönelimli
  • bell-shape curve - çan eğrisi
  • bias - yanlılık
  • biased sample - yanlı örneklem
  • bimodal distribution - çift tepe değerli dağılım
  • binary conceptual system - ikili kavramsal sistem
  • binary opposites - ikili karşıtlıklar
  • birth certificate - nüfus cüzdanı, doğum belgesi
  • birth rate - doğum oranı
  • black power movement - siyah güç hareketi
  • blank slate - boş levha
  • blue-collar worker - mavi yakalı işçi
  • body - beden
  • body language - beden dili
  • Bolshevism - Bolşeviklik
  • Bonapartism - Bonapartizm
  • booklet - kitapçık, broşür, elkitabı
  • bounded rationality - sınırlı rasyonalite
  • bourgeoisie - burjuva
  • bourgeoisification - burjuvalaşma
  • bridge principle - köprü ilkesi
  • broken text - kuralsız metin
  • bulimia - oburluk
  • bureaucracy - bürokrasi
  • busing - taşımalı eğitim
  • cadre - kadro
  • cadre party - kadro partisi
  • capitalism - kapitalizm
  • capitalist labour of contract - kapitalist emek sözleşmesi
  • captive audience - zoraki dinleyici
  • carceral organizations - tecrit kurumları
  • care - bakım
  • career - kariyer
  • cargo cult - kargo kültü
  • carnival - karnaval
  • case-by-case - Vaka bazında/temelinde
  • caste - kast
  • catalytic authenticity - katalizör sahilik
  • category - kategori
  • causal adequacy - nedensel uygunluk (Weber)
  • census - tamsayım, nüfus sayımı
  • central tendency - merkezî eğilim
  • charisma - karizma
  • charismatic authority - karizmatik otorite (Weber)
  • chiefdoms - şeflikler
  • child abuse - çocuk istismarı
  • child care - çocuk bakımı
  • child development - çocuk gelişimi
  • childhood - çocukluk
  • circulation of élites - seçkinlerin dolaşımı
  • citizen - yurttaş, vatandaş
  • citizen rights - yurttaşlık hakları
  • citizenship - yurttaşlık, vatandaşlık
  • city states - şehir devletleri
  • civic culture - yurttaşlık kültürü
  • civic disobedience - sivil itaatsizlik
  • civil code - yurttaşlık hukuku, medeni kanun
  • civil inattention - medeni kayıtsızlık (Goffman)
  • civil liberties - kişisel özgürlükler
  • civil religion - sivil din (Comte)
  • civil rights - yurttaşlık hakları
  • civil rights movements - yurttaşlık hakları hareketleri
  • civil society - sivil toplum
  • civil war - iç savaş
  • civilization - uygarlaşma
  • civilizing process - uygarlaşma süreci (Elias)
  • claims makers - kanaat oluşturucular
  • clan - klan
  • class boundaries - sınıfsal sınırlar
  • class domination - sınıfsal egemenlik/tahakküm
  • class identity - sınıfsal kimlik
  • class interest - sınıfsal çıkar
  • class interests - sınıfsal çıkarlar
  • class intervals - sınıf aralıkları
  • class location - sınıfsal mevki
  • class polarization - sınıfsal kutuplaşma
  • class society - sınıflı toplum
  • class structure - sınıfsal yapı
  • class struggle - sınıf mücadelesi
  • class-for-itself - kendisi için sınıf
  • class-in itself - kendinde sınıf
  • classical conditioning - klâsik koşullanma
  • classification - sınıflandırma
  • classless society - sınıfsız toplum
  • classroom interaction - sınıf-içi etkileşim
  • clock-time - saat zamanı
  • closed systems - kapalı sistemler (eleştirel realizm)
  • closed-ended questions - kapalı uçlu sorular
  • cluster sampling - küme örneklemi
  • co-variation - birlikte-değişme
  • Codebooks - Kodlama Kılavuzları
  • coding - kodlama
  • coding frame - kodlama çerçevesi
  • coercive power - baskıcı güç
  • cognition - biliş, bilme
  • cognitive interest - bilişsel ilgi
  • cognitive relativism - bilişsel rölativizm
  • cold war - soğuk savaş
  • collective action - kollektif eylem
  • collective bargaining - toplu sözleşme
  • collective behaviour - kollektif davranış
  • collective conscience - kollektif bilinç, kollektif vicdan (Durkheim)
  • collective consumption - kollektif tüketim
  • collective goods - kollektif mallar
  • collective labour - kollektif emek
  • collective representations - kollektif temsiller (Durkheim)
  • collective unconsciousness - kollektif bilinçdışı
  • colonialism - sömürgecilik, kolonyalizm
  • colonization of life world - yaşantı-dünyasının kolonileştirilmesi (Habermas)
  • column numbers - sütun numaraları
  • command economy - güdümlü ekonomi
  • commodification - metalaşma, metalaştırma
  • commodities - metalar
  • commodity - meta
  • commodity fetishism - meta fetişizmi (Marx)
  • commodity production - meta üretimi
  • common sense knowledge - sağduyusal (gündelik) bilgi
  • commune - komün
  • communicative competence - iletişimsel ehliyet/yeterlilik (Habermas)
  • communicative rationality - iletişimsel rasyonalite (Weber)
  • community of memory - hafıza topluluğu
  • community studies - topluluk araştırmaları
  • comparision group - karşılaştırma grubu
  • competition - rekabet
  • competitive capitalism - rekabetçi kapitalizm
  • compliance - uyma, itaat
  • compulsory schooling - zorunlu eğitim
  • computer-assisted self-interviewing (CASI) - bilgisayar-destekli tekil-görüşme
  • concentration camp - toplama kampı
  • concept dependence - kavram-bağımlı
  • concept formation - kavram oluşturma
  • concept-dependent observations - kavram-bağımlı gözlemler
  • concept-determined observations - kavramlar tarafından belirlenen gözlemler
  • concomitant variation - birlikte değişme
  • concrete operational stage - somut işlem aşaması
  • concurrent validity - eşanlı geçerlilik
  • conditioned reflex - koşullu refleks
  • conditioned response - koşullu tepki
  • conditioning - koşullanma
  • confidence interval - güven aralığı
  • confirmability - doğrulanabilirlik, teyit edilebilirlik
  • confirmability - onaylanırlık
  • confirmation - doğrulama
  • confirmation - doğrulama
  • confirmationism - doğrulamacılık
  • conflict - çatışma
  • conflict theory - çatışma teorisi
  • conformity - uyumculuk
  • conjugal family - karı-koca ailesi
  • conjuncture - konjonktür
  • conscience - vicdan
  • conscription - zorunlu askerlik
  • consensus - konsensüs
  • consensus theory of truth - konsensüse dayalı hakikat teorisi
  • conservative - muhafazakâr
  • conspiracy theory - komplo teorisi
  • constant capital - sabit sermaye
  • constraint - kısıtlama
  • construct validation - yapı geçerliliği
  • construct validity - yapı geçerliliği
  • construct validity. - yapı geçerliliği
  • constructionism - inşacılık
  • constructivism - inşacılık
  • consumer society - tüketim toplumu
  • content analysis - içerik analizi
  • content validation - içerik geçerliliği
  • content validity - kapsam geçerliliği
  • context of discovery - buluş bağlamı
  • context of justification - doğrulama bağlamı
  • contextual resources - bağlamsal kaynaklar
  • contingency - olumsallık (Weber)
  • contingency table - olasılık tablosu
  • contingency theory - olasılık teorisi
  • continuous variable - sürekli değişken
  • contradiction - çelişki, çelişme
  • contradictory class locations - çelişkili sınıfsal mevkiler (Erik Olin Wright)
  • control group - kontrol grubu
  • convenience sampling - uygunluk örneklemi
  • conventionalism - uzlaşımcılık
  • convergence thesis - yakınlaşma tezi (Clark Kerr)
  • conversitional analysis - karşılıklı konuşma analizi
  • core and periphery - merkez ve çevre (Wallerstein)
  • corporate citizenship -
  • corporatism - korporatizm
  • correlation coefficient - korelasyon katsayısı
  • corruption - yozlaşma
  • cost-benefit analysis - maliyet-fayda analizi
  • cost-push inflation - maliyet enflasyonu
  • counselling - danışmanlık
  • counter culture - karşı-kültür
  • counter revolution - karşı devrim
  • counter-factual - karşı-olgusal
  • counterbalanced experimental design - karşı-dengeleyici deneysel tasarım
  • covering-law model - kapsayıcı yasa modeli (Hempel)
  • creativity - yaratıcılık
  • credentialism - diplomacılık (Randall Collins)
  • credibility - güvenilirlik
  • credibility criteria - güvenirlik kriteri (Giddens)
  • criterion-referenced tests - kriter referanslı testler
  • critical rationalism - eleştirel rasyonalizm (Popper)
  • critical realism - eleştirel realizm
  • cross-sectional study - kesit araştırması
  • crowd behaviour - kalabalık davranışı
  • crude birth rate - kaba doğum oranı
  • cult of personality - kişilik kültü
  • cultural assimilation - kültürel asimilasyon
  • cultural lag - kültürel gecikme (Ogburn)
  • Cultural Revolution - Kültür Devrimi
  • cultural studies - kültür araştırmaları (Stuart Hall)
  • cultural theory - kültür teorisi
  • culture of poverty - yoksulluk kültürü
  • cumulative frequency distribution - birikimli frekans dağılımı
  • cumulative relative frequency distribution - birikimli nispî frekans dağılımı
  • cybernetic hierarchy - sibernetik hiyerarşi
  • cyberspace - siber uzay
  • cyclical phenomena - döngüsel olgular
  • data matrix - veri matrisi
  • de-differentiation - farksızlaşma
  • decentring the subject - öznenin merkezî konumdan uzaklaştırılması
  • declining rate of profit - azalan kâr oranı (Marx)
  • deconstruction - yapı-bozumu
  • deduction - tümdengelim
  • deductive nomological explanation - tümdengelimli nomolojik açıklama
  • deep structure - derin yapı
  • defence mechanisms - savunma mekanizmaları
  • deferred gratification - ertelenmiş doyum
  • definition of situation - durumun tanımı (W. I. Thomas)
  • deflation - deflasyon
  • deindustrialisation - sanayisizleşme
  • delinquency - suçluluk
  • delinquent drift - suça sürüklenme
  • delinquent subculture - suçluluk alt-kültürü
  • demand elasticity - talep esnekliği
  • democratic centralism - demokratik merkeziyetçilik
  • democratic elitism - demokratik seçkincilik
  • demographic transition - demografik geçiş
  • denomination - mezhep
  • dependability - güvenilebilirlik
  • dependency theory - bağımlılık teorisi (Frank)
  • dependent industrialization - bağımlı sanayileşme
  • dependent variable - bağımlı değişken
  • depletion - tükenme, azaltma, bitme
  • depletion of reserves - rezervlerin tükenmesi
  • depth ontology - derin ontoloji
  • deschooling - okulsuzlaşma (Ivan Illich)
  • descriptive statistics - betimsel istatistik
  • design effects (Deffs) - tasarım etkileri
  • desire - arzu
  • deskilling - vasıfsızlaşma (Braverman)
  • despotism - despotizm
  • determinants - belirleyiciler, belirleyici faktörler,
  • determinism - determinizm
  • deterrence - caydırıcılık
  • development - gelişme
  • deviance - sapkınlık, sapma
  • deviance amplification - sapkınlığın artması
  • deviant case analysis - sapkın vaka analizi
  • diachronic - artzamanlı
  • dialectic of control - kontrolün diyalektiği (Giddens)
  • dialectical materialism - diyalektik materyalizm
  • diarists - günlük tutanlar
  • diary design - günlük tasarımı
  • diary extracts - günlük özetleri
  • diary interview sets - günlük görüşme setleri
  • dictatorship of proletariat - proletarya diktatörlüğü
  • differential opportunity structure - eşitsiz fırsat yapısı
  • differentiation - farklılaşma
  • diffusion - yayılma, difüzyon
  • diffusion of innovations - yeniliklerin yayılması
  • diploma disease - diploma hastalığı
  • directive interview - yönlendirici görüşme
  • disability - engellilik
  • discourse - söylem
  • discourse analysis - söylem analizi
  • discrete variable - ayrık değişken
  • discrimination - ayrım, ayrımcılık
  • discursive consciousness - sözel bilinç (bilinç)
  • discursive formations - söylem biçimleri (Foucault)
  • discursive formations - söylem biçimleri
  • discursive practices - söylemsel pratikler (Foucault)
  • disembedding mechanisms - yerinden çıkarıcı mekanizmalar
  • disfunctions - olumsuz işlevler (Merton)
  • disorganized capitalism - örgütsüz kapitalizm
  • division of labour - işbölümü
  • divorce - boşanma
  • divorce between ownership and control - mülkiyet ve kontrolün birbirinden ayrılması
  • divorce rate - boşanma oranı
  • documentary research - belge araştırması
  • domination - 1. tahakküm, 2. egemenlik
  • double contingency - çifte olumsallık (Parsons, Luhmann, Habermas, Giddens
  • double hermeneutics - çifte hermeneutik (Giddens)
  • downward conflation - yukarı doğru birleştirme (Archer)
  • drop-down menu - Açılır Menü
  • dualism - düalizm
  • duality of social relations -
  • duality of structure - yapının ikiliği (Giddens)
  • eco-feminism - eko-feminizm
  • ecological validity - karşılıklı ilişki geçerliliği
  • educated - eğitimli, eğitim düzeyi yüksek
  • education community - eğitim topluluğu
  • education practitioners - eğitim uygulamacıları
  • emancipation - özgürleşme
  • emancipatory interest - özgürleşmeci ilgi
  • emergence - oluşum
  • emergent proporties - oluşumsal özellikler
  • emotional labour - duygusal emek
  • empirical research - empirik araştırma
  • empiricism - empirizm
  • empowerment research - güçlendirme araştırması
  • empowerment research - güçlendirme araştırması
  • en-soi - kendinde insan
  • episteme - epiteme (Foucault)
  • epistemological break - epistemolojik kopuş (Bachelard, Althusser)
  • epistemology - epistemoloji
  • equal chance of being selected - eşit seçilme şansı
  • experience - deneyim
  • experimental mortality - deneklerin kaybı/ölümü
  • experimental mortality - deneklerin kaybı
  • experimental sciences - deneysel bilimler
  • explanatory critique - açıklayıcı eleştiri
  • explanatory sketches - açıklayıcı taslaklar
  • explanatory understanding - açıklayıcı anlama
  • exploitation - sömürü, istismar
  • exploratory partial correlational techniques - keşif amaçlı kısmî korelasyon teknikleri
  • exploratory relational studies - keşif amaçlı ilişki araştırmaları
  • extended family - geniş aile
  • external critique - dışardan eleştiri (Giddens)
  • external validity - dış geçerlilik
  • face validity - görünüş geçerliliği
  • face validity - görünüş geçerliliği
  • factorial design - faktöriyel tasarım
  • factual statements - olgusal önermeler
  • fairness - eşit temsil
  • fairness - eşit temsil
  • falsification - yanlışlama, yanlışlanma, yanlışlanabilirlik
  • feasibility - yapılabilirlik
  • fiction - kurgu
  • fictitious - kurgusal
  • field work - alan çalışması
  • field work - kişinin etnografik araştırmaya ‘dalması' (Pole and Morrison)
  • figurations - figürasyonlar (Elias)
  • first-time researchers - ilk kez araştırma yapanlar
  • flat distribution - sivri dağılım
  • focused sampling - odaklı örneklem
  • formative disseminations - şekillendirici iletmeler
  • formative evaluation - şekillendirici değerleme
  • formative writing - şekillendirici yazma
  • free-rider - beleşçi yolcu
  • frequency polygon - frekans poligonları
  • functional rationality -
  • functionalism - işlevselcilik
  • fuzzy generalizations - muğlâk genellemeler
  • game stage - takım oyunu evresi (Mead)
  • geneology - soykütüğü (Foucault)
  • generalizability - genellenebilirlik
  • generalizability - genellenebilirlik
  • generalized other - genelleştirilmiş diğeri (Mead)
  • generation - kuşak
  • generation-conscious - kuşak bilinci
  • generation-gap - kuşaklar arası uçurum
  • generative mechanisms - üretken mekanizmalar
  • govermentality - yönetim zihniyeti (Foucault)
  • grammaticality - doğruluk, söylemin doğruluğu
  • grand narratives - büyük anlatılar
  • grand theory - büyük boy teori
  • grounded theory - temellendirilmiş teori (Glaser ve Strauss)
  • grouped frequency distribution - gruplandırılmış frekans dağılımı
  • hegemony - hegemonya (Gramsci)
  • hermeneutics - hermeneutik
  • high infererence - güçlü çıkarım
  • historical materialism - tarihsel materyalizm
  • holism - bütüncülük
  • homeostatic loops - dengeleyici döngüler (sistemler teorisi, Giddens)
  • human capital - beşerî sermaye
  • humanities - beşerî bilimler
  • hyperreality - hiper-gerçeklik
  • I - ferdî ben (Mead)
  • I-Thou relation - Ben-Onlar ilişkisi
  • ideal speech situation - ideal konuşma durumu
  • ideal type - ideal tip (Weber)
  • idealizm - idealizm
  • identifiability - tanımlanabilirlik
  • ileriye dönük hata (prospective fallacy) - Geriye dönük açıklamaları ileriye dönük açıklamalarla karıştırma.
  • imperfet regularities - eksik düzenlilikler
  • implication - içerim
  • impression management - izlenim idaresi (Goffman)
  • indeterminism - belirlenimsizlik
  • indexical nature of meaning - anlamın bağlama-gönderimli doğası
  • indexicality - bağlama-gönderimlilik (Garfinkel)
  • indicator descriptors - gösterge betimleyiciler
  • individualism - bireycilik
  • induction - tümevarım
  • industrial - sınaî
  • industrial society - sanayi toplumu
  • industry - sanayi, endüstri
  • inferential statistics - çıkarımsal istatistik
  • informants - bilgi kaynakları
  • informed consent - bilgilendirilmiş rıza
  • infrastructure - altyapı
  • inner states - içsel durumlar
  • insider evaluation - içerden değerleme
  • instructions for use - kullanım talimatları
  • instrumental rationality - araçsal rasyonalite
  • instrumentalism - araçsalcılık
  • inter-observer reliability - gözlemciler-arasıgüvenirlik
  • inter-rater reliability - değerleyiciler-arasıgüvenirlik
  • inter-textuality - metinler-arasılık
  • interactive sampling - interaktif örneklem
  • interest groups - çıkar grupları
  • interim disseminations - ara iletmeler
  • Internal consistency reliability - iç tutarlılık güvenirliği
  • internal critique - içerden eleştiri (Giddens)
  • internal validity - iç geçerlilik
  • interpretative analysis - yorumlayıcı analiz (Giddens)
  • intersocietal systems - sosyal-bütünlükler-arası sistemler (Giddens)
  • interval scale - aralıklı ölçek
  • intransitive dimension - geçişsiz boyut
  • irrational - irrasyonel
  • joint action - müşterek eylem (Blumer)
  • joint production - müşterek üretim
  • journals - anı defterleri
  • journals - anı defterleri
  • judgement sampling - karar örneklemi
  • keying - ton değiştirme (Goffman)
  • knowledgeability - bilgililik (Giddens)
  • knowledgeability - bilgililik (Giddens)
  • kurtosis distribution - basık dağılım
  • labour - emek
  • landmark buildings - simge binalar
  • language games - dil oyunları (Wittgeinstein)
  • late modernity - geç modernite
  • legitimation - meşrulaştırma, meşruluk
  • lengthy processes of checking - uzunlamasına kontrol kontrol süreçleri
  • liberal - liberal
  • liberalism - liberalizm
  • life chances - hayat fırsatları (Weber)
  • life situation - hayat durumu
  • life-world - yaşantı-dünyası (Schutz)
  • linear - doğrusal
  • linear relationship - doğrusal ilişki
  • linguistic turn -

    dile dönüş (hareketi)

  • literary - okuryazarlık
  • literature - literatür, edebiyat
  • literature review - literatür incelemesi
  • literature search - literatür araştırması
  • logocentrism - söz-merkezcilik
  • logs - kayıt defterleri
  • logs - kayıt defterleri
  • loose coupling - gevşek birliktelik
  • low inference - zayıf çıkarım
  • make the familiar strange - bilinmeyeni bilinir kılmak
  • manageable - kullanılabilir
  • marital separation - ayrılma
  • marital status - evlilik statüsü
  • Marxian - Marksçı
  • Marxist - Marksist
  • material - 1. materyal, 2. maddî
  • materialism - materyalizm
  • maturation effect - olgunlaşma etkisi, zaman etkisi
  • me - sosyal ben (Mead)
  • meaning adequacy - anlamsal uygunluk
  • meaningful action - anlamlı eylem
  • meaningful social action - Anlamlı toplumsal eylem
  • media - medya, kitle iletişim araçları
  • medieval - Ortaçağ
  • melting pot - eritme potası
  • metanarratives - üst-anlatılar
  • metaphor - metafor
  • methodological individualism - metodolojik bireycilik
  • methodological pluralism - metodolojik çoğulculuk
  • methodology - metodoloji
  • mixed-mode surveys - karışık tarzda tarama araştırmaları
  • modelling - modelleme
  • modernism - modernizm
  • modernity - modernite
  • mute body - suskun beden
  • mutual benign control - karşılıklı iyicil kontrol
  • mutual knowledge - karşılıklı bilgi (Giddens)
  • narratives - anlatılar
  • nation - ulus, millet
  • national interests - ulusal çıkarlar
  • nationalism - milliyetçilik
  • nationalization - uluslaşma
  • native land - anavatan
  • natural attitude - doğal tutum (Husserl, Schutz)
  • natural language - doğal dil
  • natural sciences - doğa bilimleri
  • natural selection - doğal seleksiyon, doğal ayıklanma
  • naturalism - natüralizm
  • need-dispositions - ihtiyaç-eğilimleri (Parsons)
  • neo-functionalism - yeni-işlevselcilik
  • nominal scale - sınıflandırıcı ölçek
  • nominalism - nominalizm
  • non respondents - yanıtsızlar
  • non-directive interviwe - yönlendirici olmayan görüşme
  • non-probability sampling - olasılıklı olmayan örneklem
  • non-random sampling - tesadüfî olmayan örneklem
  • non-response - yanıtsız
  • non-standardized tests - standart olmayan testler
  • norm-referenced tests - norm referanslı testler
  • normal curve - normal eğri
  • normative statements - normatif önermeler
  • nuclear family - çekirdek aile
  • null hypothesis - sıfır hipotez
  • object relations psychology - nesne-ilişkileri psikolojisi
  • objectification - nesnelleştirme, nesneleştirme, nesnelleşme
  • objective - nesnel
  • objectivism - nesnelcilik
  • observational understanding - gözlemsel anlama
  • observational values - gözlem değerleri
  • one-off case study design - tek seferlik vaka araştırması tasarımı
  • ontological individualism - ontolojik bireycilik
  • ontological security - varlıksal güvenlik, varlığını güvende hissetme duygusu (Giddens)
  • ontology - ontoloji
  • open sampling - açık örneklem
  • open-ended questions - açık uçlu sorular
  • operationalize - işlemselleştirme
  • opressive power - baskıcı güç (Foucault)
  • ordinal scale - sıralayıcı ölçek
  • ordinary people - sokaktaki insanlar, sıradan insanlar
  • organizing framework - düzenleyici çerçeve
  • outsider perspective - dışarıdan perspektif
  • outsider reseacher - dışardan araştırmacı
  • overaching discursive formations - çerçeveleyici söylem biçimleri
  • parasuicide - sahte intihar
  • parole - söz (Saussure)
  • pastiche - pastij
  • pattern variables - kalıp değişkenler (Parsons)
  • perfect market - tam piyasa
  • perfect regularities - tam düzenlilikler
  • performance indicators - randıman göstergeleri
  • performative speech acts - edimsel konuşma edimleri
  • performativity - işlerlik (Lyotard)
  • phenomenological reduction - fenomenolojik indirgeme (Husserl)
  • phonocentrism - ses-merkezcilik
  • pie chart - pasta grafik
  • play stage - oyun evresi (Mead)
  • political economy - ekonomi politik
  • popular culture - popüler kültür
  • populism - popülizm
  • position practices - konum pratikler
  • positive contamination - olumlu bulaşma (Pole)
  • positivism - pozitivizm
  • post-diary interviews - günlük-sonrası görüşmeler
  • post-Marxism - post-Marksizm
  • post-structuralism - post-yapısalcılık
  • postmodernism - postmodernizm
  • pour-soi - kendisi-için insan
  • practical consciousness - pratik bilinç (Giddens)
  • practice guidance - Uygulama kılavuzu
  • practitioner research - uygulayıcı araştırması
  • pragmatic fallacy - pragmatik hata
  • pragmatism - pragmatizm
  • pre-conceptions - ön-fikirler
  • pre-diary interviews - günlük-öncesi görüşmeler
  • pre-editing - ön inceleme
  • pre-notions - ön-fikirler
  • pre-test post-test control group - test-öncesi test-sonrası kontrol grubu
  • pre-test sensitization - test-öncesi hassasiyet
  • predictive power - öngörü gücü, öngörü kapasitesi
  • predictive validity - tahmin geçerliliği
  • presence - orada-bulunma
  • presence availability - hazır-bulunuşluk (Giddens)
  • principled sampling - ilkeli örneklem
  • privileged - ayrıcalıklı
  • pro-feminizm - erkek feminist hareket
  • probability sampling - olasılıklı (veya tesadüfî) örneklem
  • problematic - sorunsal
  • procedural values - prosedür değerleri
  • productive power - üretken güç (Foucault)
  • proformas - kısa açıklamalar
  • progressive - ilerici, ilerlemeci
  • project report - proje raporu
  • propriety - uygunluk
  • prospective fallacy - ileriye dönük hata
  • protective cocoon - koruyucu koza
  • psychodynamic - psikodinamik
  • public sphere - kamusal alan (Habermas)
  • purposive sampling - amaçlı örneklem
  • questionnaire - soru formu
  • quota sampling - kota örneklemi
  • racial - ırksal
  • racist - ırkçı
  • random sampling - tesadüfî örneklem
  • rating scale - derecelendirme ölçeği
  • ratio scale - oranlı ölçek
  • rational - rasyonel, akılcı
  • rational choice theory - rasyonel seçim teorisi
  • rationale - mantık
  • rationalism - rasyonalizm
  • rationalization - rasyonelleştirme, mantığa bürünme
  • rationalization of action - eylemin rasyonalizasyonu (Giddens)
  • reactionary - gerici
  • realism - realizm
  • reasons - gerekçeler
  • reasons of action - eylemin gerekçeleri
  • reductive operations - indirgemeci işlemler
  • referential validity - referans geçerliliği
  • reflexive monitoring of action - eylemin refleksif gözetimi (Giddens)
  • reflexive self-regulation - refleksif kendini-düzenleme (Giddens, sistemler teorisi)
  • reflexivity - refleksivite
  • regulative idea - düzenleyici fikir
  • reification - şeyleştirme, şeyleşme
  • relational sampling - ilişkisel örneklem
  • relativism - rölativizm
  • relevance - ilgililik (istatistik)
  • replicability - tekrarlanırlık
  • representative - temsil yeteneği
  • representative demokrasi - temsilî demokrasi
  • representative sampling - temsili örneklem
  • reproduction circuit - yeniden-üretim döngüsü (Giddens)
  • research accounts - araştırma açıklamaları
  • research accounts - araştırma açıklamaları
  • research community - araştırma topluluğu
  • respondent validation - yanıtlayıcı geçerliliği
  • retroduction - geri-çıkarım
  • role - rol
  • romanticism - romantizm
  • routinization - rutinleşme (Giddens)
  • rule of law - hukukun üstünlüğü
  • sample generalizability - örneklemin genellenebilirliği
  • sample space - örneklem uzayı
  • sample statistics - örneklem istatistiği
  • sampling distributions - örneklem dağılımları
  • sampling error - örneklem hatası
  • sampling frame - örneklem çerçevesi
  • scatter plots - yığılma grafikleri
  • schooling - okullaşma
  • Science and Technology Studies - Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
  • self-fulfilling prophecy - kendini doğrulayan kehanet (Merton)
  • self-identity - bireysel kimlik
  • shared discourse - paylaşılan söylem
  • sign - gösterge
  • significance testing - anlamlılık testi
  • significant others - önemli diğerleri (Mead)
  • significant symbols - anlamlı semboller (Mead)
  • signification - anlamlandırma
  • signified - gösterilen
  • signifier - gösteren
  • signifying systems - anlamlandırma sistemleri
  • simple frequency - basit frekans, frekans
  • simple random sampling - basit tesadüfî örneklem
  • simulacra - simulakra
  • simulation - simülasyon
  • single parents - tek ebeveynli aileler
  • single-group experimental design - tek-gruplu deneysel tasarım
  • situated activity - durumsal etkinlik
  • situational or peripheral selves - durumsal veya ikincil benlikler
  • skewed distribution - çarpık dağılım
  • skewed to the left distribution - sola çarpık (negatif) dağılım
  • skewed to the right distribution - sağa çarpık (pozitif) dağılım
  • skip patterns - atlama kalıpları
  • skip patterns - soru atlama kalıpları
  • skip patterns - soru atlama kalıpları
  • snowball sampling - kartopu örneklemi
  • social class - sosyal sınıf
  • social control - sosyal kontrol
  • social integration - toplumsal bütünleşme
  • social practices - toplumsal pratikler
  • social reproduction - toplumsal yeniden-üretim
  • social sciences - sosyal bilimler
  • social settings - toplumsal ortamlar
  • social space - toplumsal uzay (Bourdieu)
  • social status - sosyal statü
  • social system - sosyal sistem
  • social theory - sosyal teori
  • socialism - sosyalizm
  • socialization - sosyalleşme
  • sociation - toplumlaşma (Simmel)
  • sociology - sosyoloji
  • solicited accounts - istenen açıklamalar
  • split-half method - iki-yarım yöntemi
  • stakeholder participation - paydaş katılım
  • stakeholders - paydaşlar
  • standardized tests - standart testler
  • standpoint epistemology - bakış açısı epistemolojisi
  • stereotypes - kalıp-yargılar
  • strategic action - stratejik eylem
  • stratification model of society - toplumun tabakalaşma modeli
  • strong programme - güçlü program
  • structural Marxism - yapısal Marksizm
  • structural principles - yapısal ilkeler (Giddens)
  • structural properties - yapısal özellikler (Giddens)
  • structuration - yapılaşma (Giddens)
  • subject-matter - inceleme-konusu
  • subjective - öznel
  • subjectivism - öznelcilik
  • subsistence economy - geçimlik ekonomi
  • summative evaluation - düzey belirleyici değerleme
  • summative writing - düzey belirleyici yazma
  • superstructure - üstyapı
  • surface structure - yüzey yapı
  • surplus - artı-değer
  • survey - tarama araştırması
  • swing voters - kararsız seçmenler
  • symbolic interactionism - sembolik etkileşimcilik
  • symbolic violence - sembolik şiddet (Bourdieu)
  • symbols - semboller
  • system integration - sistem bütünleşmesi (Lockwood, Giddens, Habermas)
  • tacit knowledge - zımnî bilgi
  • tacit knowledge - zımnî bilgi
  • taken-for-granted - doğruluğu, gerçekliği sorgulanmayan, sorgulanmadan benimsenen.
  • target audiences - hedef okuyucular
  • taste - beğeni
  • tek seferlik vaka araştırması tasarımı (one-off case study design) - Bir deney grubunun deneysel uyarıcıdan sonra belli bir değişkene göre ölçülmesi.
  • teleology - ereklilik
  • temporal order - ardışık düzen
  • test reliability - test güvenilirliği
  • testability - sınanabilirlik
  • textuality - 1. metinsellik, 2. metinleştirme
  • the unconscious - billinçdışı
  • theoretical saturation - teorik doyum noktası
  • theory - teori
  • thick description - yoğun betimleme
  • thin distribution - basık dağılım
  • time-consuming - zaman alıcı
  • time-distancing - olay üzerinden zaman geçmesi
  • timescale - zaman çizelgesi
  • top-down approach - yukarıdan-aşağıya yaklaşım
  • top-down research - yukarıdan-aşağıya yaklaşım
  • totalising theory - totalleştirici teori
  • totality - bütünlük
  • traditionalism - gelenekçilik
  • transcendental argument - transendental çıkarım
  • transferability - yansıtabilirlik
  • transformational model of social action - dönüştürümsel toplumsal eylem modeli
  • transitive dimension - geçişli boyut
  • transparent text - şeffaf metin
  • trial coding framework - sınama amaçlı kodlama çerçevesi
  • triangulation - nirengi noktaları
  • tribe - kabile
  • unconscious - bilinçsiz
  • unconsciousness structures - bilinçsiz yapılar (yapısalcılık)
  • underdeveloped - azgelişmiş
  • underprivileged - ayrıcalıksız
  • unemployed - işsiz
  • unemployment - işsizlik
  • unintented consequences - niyetlenilmemiş sonuçlar
  • unsocited accounts - talep edilmeyen açıklamalar
  • unsolicited accounts - istenmeyen açıklamalar
  • unstructured interview - yapılandırılmamış görüşme
  • upward conflation - yukarı doğru birleştirme (Archer)
  • utilitarian - faydacı
  • utilitarianism - faydacılık
  • utility - kullanışlılık
  • validity - geçerlilik
  • value freedom - değerden-arınıklık (Weber)
  • value relevance - değer-ilişkisi (Weber)
  • value statements - değer önermeleri
  • value-added data analysis - değer-katkı amaçlı veri analizi
  • value-oriented action - Değere-yönelik eylem.
  • value-relevance - değer-ilişkisi
  • value-relevant - değer-ilişkili (Weber)
  • variable capital - değişken sermaye
  • variable name - değişken adı
  • violence - şiddet
  • wealth - servet, zenginlik
  • weighting - ağırlıklandırma
  • welfare - refah
  • welfare policy - refah politikası
  • willing voters - kararlı seçmenler

Ders Notları

  •    Adnan Menderes Üniversitesi Merkez Kampüsü, Kepez Mevkii

    Efeler Aydın

  •    ofis: (256) 212 84 98 / 1842
  •    fax: (256) 2135379
  •    mobil: (505) 888 73 92
  •    utatlican@adu.edu.tr
  •    utatlican@gmail.com